Sezaryen Doğum Pelvik Tabanımı Korur?

Sezaryen Doğum Pelvik Tabanımı Korur?

Sezaryen Doğum Pelvik Tabanımı Korur?

Halk arasında çoğumuz biliriz, normal doğumun pelvik tabanımız açısından biraz zorlu olabileceğini. Bu yüzden bazılarımız hem ıkınmaktan korktukları için hem de doğum sonrası sağlık sorunları yaşamamak için planlı sezaryene koşar. Peki sezaryen sizi gerçekten koruyor mu?

Sezaryen doğumun pelvik tabanı koruduğunda dair, elimizde net bir veri bulunmuyor. Bu konu son yayımlanan kaynaklara göre bile tartışmalı halini koruyor. Çünkü sezaryen doğumun hiç etkisi olmadığını düşünsek bile, 9 ay boyunca yaşanan gebelik süreci birçok pelvik taban semptomuna sebep olabilmektedir. Üstelik gebeliğin son 3 ayında yaşanan idrar kaçırma, bel ağrısı, kabızlık şikayeti, sık sık idrara çıkma gibi durumlar doğum sonrasında da devam edebiliyor. Üstelik gebelik sürecinde yaşanan idrar kaçırma şikayeti, doğum sonrası artık yaşanmasa bile menopoz döneminde idrar kaçırma riskini daha da artırıyor.

Bu sebeple asıl önemli olan şey, bu riskleri göz önünde tutarak önleyici programlara dahil olmaktır. Önleyici programlar hem gebelikte hem doğum sonrasında yapılması gereken programlardır. Kilo kontrolü, pelvik taban kas eğitimi ve fiziksel aktiviteyi artıracak egzersiz protokolleri gibi.

Size geçmişte aldığım bir hastadan örnek verebilirim. Dışkılayamama şikayeti ile başvuran ve menopoz dönemine de çoktan girmiş bir kadın hastamda sezaryen izlerinin üzerinde çalıştık. Çünkü sezaryen dikişi, o bölgedeki doku bütünlüğünü bozmaktadır. Sezaryen dikişinin üzerine yaptığımız skar doku masajları, nefes egzersizleri ve diğer fiziksel egzersizler ile birlikte karındaki ikiye katlanmış görüntü yok oldu, dikişlerin üzerindeki koyu renk çok açık pembemsi renge dönüştü. Hasta, karın bölgesi için kendini daha rahat hissetti. Tabi ki ana şikayeti olan kabızlık ile uyumlu uygulamalardı yapılan uygulamalar. Böylelikle hem rahat dışkılama hem de karın bölgesinde rahatlık hissi sağlandı.

Yani hiçbir zaman geç değildir. İsterseniz 50 yaşında olun ister 70. Bu uygulamalar yine yapılabilir. Ama istenilen şey tabi ki gebelik sırasında ve çok geçmeden doğum sonrasında yapılmasıdır.

Eğer bu programlara gebelikte katılım sağladıysanız ister sezaryen ister normal doğum sonrasında hayata daha çabuk dönülmekte, daha kolay toparlanma sağlanmaktadır. O halde bu önleyici programlara katılım sağlamak için talep oluşturmak gereklidir. Maalesef ki bizim ülkemizde insanın yaşam kalitesini ilk sıralarda değildir. O zaman biraz sorumluluğu ele alıp biz talep edeceğiz sağlık profesyonellerinden. Haydi kalkalım, daha yapılacak çok şey var.