Kronik Pelvik Ağrı

Kronik Pelvik Ağrı

Kronik Pelvik Ağrı Nedir?

Kronik pelvik ağrı, genellikle 6 aydan uzun süren ve yaşam kalitesini etkileyen bir ağrı durumudur. Tek bir nedene bağlı olmayabilir; kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, jinekolojik, ürolojik veya gastrointestinal kaynaklı olabilir.

Kronik pelvik ağrının belirtileri nelerdir?

Semptomlar kişiden kişiye değişebilir ancak aşağıdaki semptomlar yaygın olarak rapor edilir:

1. Devamlı veya tekrarlayan ağrı

  • Alt karın, kasık, vajina, rektum veya bel bölgesinde
  • Künt, yanıcı, batıcı ya da baskı şeklinde olabilir
  • Gün içinde artıp azalabilir veya sürekli hissedilebilir

2. Oturmakla artan ağrı

  • Özellikle uzun süre oturunca artan pelvik, perineal veya rektal ağrıllk

3. Cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni)

  • Yüzeyel veya derin ağrı
  • İlişki sonrası ağrının devam etmesi

4. İdrar yapma ile ilişkili semptomlar

  • Sık idrara çıkma
  • Acil idrar hissi
  • İdrar yaparken yanma veya ağrı

5. Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik

  • Kabızlık veya zorlu dışkılama
  • Tam boşaltamama hissi
  • Dışkılama sırasında ağrı

6. Regl ile ilişkili ağrı

  • Şiddetli adet sancısı
  • Adet öncesi/sonrası ağrının artması
  • Bu şikayetlere Endometriozis gibi durumlar eşlik edebilir

7. Kas-iskelet sistemi bulguları

  • Pelvik taban kaslarında hassasiyet, ağrı
  • Bel, kalça ve sakroiliak bölgede eşlik eden ağrılar
  • Kas spazmı veya tetik noktalar

8. Psikososyal etkiler

  • Yorgunluk
  • Uyku bozuklukları
  • Anksiyete veya stresle artan ağrı

Kronik pelvik ağrının nedenleri nelerdir?

Kronik pelvik ağrı genellikle tek bir nedenden değil, birden fazla sistemin etkileşiminden kaynaklanır. Bu yüzden değerlendirme her zaman multidisipliner olmalı. Senin alanın açısından da en kritik nokta: çoğu zaman altta yatan neden geçse bile pelvik taban disfonksiyonu ağrıyı sürdürür.

Ürolojik sebepler

  • Mesane Ağrı Sendromu / İnterstisyel Sistit
  • Prostat / Skrotum / Penil ağrı sendromu

Jinekolojik sebepler

  • Endometriozis
  • Dismenore (Ağrılı regl dönemi)
  • Pelvik Enfeksiyonlar
  • Adhezyon (yapışıklık) ve Skar Doku

Anorektal sebepler

  • Kronik kabızlık
  • İrritabl Bağırsak Sendromu
  • İnflamatuar bağırsak hastalıkları
  • Rektosel
  • Anal Fissür
  • Hemoroid
  • Anismus
  • Levator Sendromu

Nörolojik sebepler

  • Pudendal nöropati, nevralji / Pudendal ağrı sendromu
  • Sinir sıkışmaları (özellikle Alcock kanalı)
  • Santral sensitizasyon

(Yanıcı, elektrik çarpması tarzı ağrı / oturmakla ağrıda artış)

Pelvik taban kasları kaynaklı sebepler

  • Pelvik taban kaslarının aşırı aktivitesi (hipertonisite)
  • Tetik noktalar (levator ani, obturator internus vb.)
  • Koordinasyon bozukluğu
  • Miyofasyal Ağrı Sendromu
  • Doğum sonrası yanlış iyileşme
  • Uzun süreli ağrıya bağlı gelişen koruyucu kasılma

Kas ve iskelet sistemi ile ilişkili sebepler

  • Kuyruk sokumu ağrısı
  • Sakroiliak eklem disfonksiyonu
  • Kalça patolojileri
  • Bel fıtığı / lomber kaynaklı ağrı
  • Postüral bozukluklar

(Pelvik taban kaslarının çalışması izole değil, lumbo-pelvik zincirin tüm kasları ile koordineli çalışmaktadır)

Psikososyal ve merkezi faktörler

  • Kronik stres
  • Travma öyküsü
  • Anksiyete / depresyon
  • Ağrıya karşı artmış duyarlılık

Cerrahi ve onkolojik nedenler

  • Pelvik cerrahiler sonrası yapışıklıklar
  • Radyoterapi sonrası doku değişiklikleri /yapışıklıklar
  • Özellikle kolorektal cerrahi sonrası
    (Düşük anterior rezeksiyon sendromu sonrası LARS + pelvik taban disfonksiyonu + ağrı)

Pelvik taban fizyoterapisi nasıl yardımcı olur?

Fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları, semptomları azaltmayı, fonksiyonu iyileştirmeyi ve dolayısıyla yaşam kalitesini artırmayı amaçlamaktadır. Fizyoterapötik açıdan; mesane ve bağırsak eğitimi, günlük yaşam aktiviteleri değişiklikleri, solunum / nefes eğitimi, postür eğitimi, manuel uygulamalar ve masaj teknikleri, sıcak ve soğuk uygulamalar, biofeedback ve elektrostimülasyon uygulaması, fonksiyonel egzersiz eğitimi, pelvik taban kas eğitimi ve biofeedback uygulanabilen yöntemlerdir. Kronik ağrıya en iyi şekilde multidisipliner bir yaklaşımla müdahale edilir; bu nedenle mutlaka tıbbi açıdan incelendikten sonra fizyoterapiye başvurulmalıdır.